Nijerya'nın Babaları Geri Geliyor!


Onları hangi birimiz unutabildi ki? 1998 Dünya Kupası'nın efsane kadrosunda, yemyeşil çimenlerin yemyeşil formalı askerleriydiler. Afrika'nın ücra köşelerinde tekmeleye tekmeleye Avrupa'nın kalburüstü kulüplerine gelmiş, çok da iyi oynayıp takımlarının gözdeleri olmuşlardı. İşte o üç futbolcu, üç baba, Tijjani Babangida, Celestine Babayaro, Victor Ikpeba.. İşte Nijerya ekibi, 2010 Dünya Kupası'na bu üç efsane futbolcusunun kuracağı ve yöneteceği heyetle hazırlanacak. Taraftarlarının gözdesi olan bu futbolcuların getireceği moralle Nijerya kupaya uzanacağından emin. Üstelik her şey bu üç futbolcuyla da sınırlı değil. İşte haberimiz...


Yıllardır sesi soluğu çıkmayan bir zamanların çok meşhur ve gözde futbolcuları Babangida, Babayaro ve Ikpeba'yı sizin için araştırdık.


Tijjani Babangida:

Futbolseverler onu Gençlerbirliği'ndeyken hatırlayacaklardır. Gençlerbirliğinde yarım sezon forma giydikten sonra bir daha dikiş tutturamamış, 2005 yılında futbol hayatını bir Çin takımı olan Changchun Yatai'de noktalamıştır. Şimdilerde ülkesinde kendini Türkiye'den kalma bir alışkanlık olan bağlama çalmaya adamış, Türkçe'yi de sökmüş biri olarak görüyoruz.


Celestine Babayaro:

Tam 8 sene Chelsea'de oynayan ancak sonraları gözden düşen müthiş sol bekin son durağı Amerika takımı olan LA Galaxy oldu, ancak burada da umduğunu bulamayan efsane futbolcu, şimdilerde boşta olduğu için Nijerya'dan gelen teklifi reddetmesi olanaksız idi.


Victor Ikpeba:

Dortmund ve Real Betis kariyerinden sonra gözden düşen futbolcu, kendini en son ünlü Katar klübü Al-Sadd'da buldu ve futbol hayatına noktayı koydu. Şimdilerde o da ülkesinde saat, gözlük sattığı bir dükkanı işletiyor.


İşte bu durumu müsait üç futbolcu, Nijerya efsanesini tekrar canlandırmak için önümüzdeki günlerde bir araya gelecek. Galatasaray'ın formülü uygulanıp üçlü bir teknik heyet kurulacak. Müthiş plan bunla da sınırlı değil. Babangida'nın önerdiği gibi Türkiye'de efsaneleşmiş dört isim, Uche, Okocha, Amokachi ve Ike Shorunmu da 2010'da Nijerya'nın başarısı için çalışacaklar. Kendi aralarında Türkçe konuşan eski futbolcular, Nijerya'nın resmi dillerine Türkçe'nin de eklenmesi için meclise başvurdu. Eğer bu önerge kabul edilirse Türk futbolcular yabancılık çekmeyecek ve statüye göre Nijerya vatandaşı da sayılacaklar. Bu bağlamda Türk Milli Takımı'nda forma giyemeyen futbolcuların ikinci adresi artık Nijerya olacak.


Öte yandan Nijerya Cumhurbaşkanı Umaru Yar'Adua kendisine Kongo hakkında sorulan bir soru hakkında şöyle cevap verdi:


"Evet haklısınız Afrika'da bir Türk ekolü başladı. Kongo Fatih Terim'i getirdi, biz de buna cevap olarak böyle bir hamle yaptık. Şöyle söyleyeyim, Kongo'yla final oynarız, biz kazanırız."


Bu açıklamanın üstüne Kongo'dan gelecek yanıt merak konusu.
Devamı...

Yattara Planı!

Bombatransfer ekibi olarak yine ortalığı sarsacak bir haberle karşınızdayız. Bu çok gizli operasyonu sadece bombatransfer ekibi biliyor ve artık bütün dünyaya açıklıyoruz. Trabzonsporlu taraftarlar bu haberle coşacak belki de sokaklara dökülecek... İşte dakika dakika o müthiş plan..

28 Mayıs - Saat 00:01
Son sürat transfer çalışmalarına devam eden Trabzonspor; bonservisi elinde ve çok yetenekli futbolcular ararken asbaşkan Hayrettin HACISALİHOĞLU'nun aklına bir plan gelir. Saat gece 12'yi geçer geçmez aniden uyanan asbaşkan apar topar telefonuna koşar ve başkan Sadri ŞENER'i arar.

Saat 00:22
Israrla telefonu çalan Sadri ŞENER, uykusundan zar zor kalkar ve telefona koşar. Eşi ve çocukları ise panik yapıp merak ederler ne olduğunu. Ve işte saatler süren müthiş plan başkana böyle ulaşır. Diyaloğun planla ilgili kısmı şu şekilde:

H.H.: Başkanım, Yattara'yla 2011'e kadar sözleşmemiz var değil mi? Şimdi biz Yattara'dan iyisini mi bulacağız, madem bonservissiz futbolcu arıyoruz, önce feshedelim kontratını, serbest kalsın, sonra kulübe imza attıralım.
S.Ş.: Çok doğru söylüyorsun Hayrettin, hemen menajerini ve Yattara'yı ara, kulübe gelsinler, sen de gel bu iş bitsin.
H.H.: Tamam başkanım görüşmek üzere.

Saat 01:34
Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde başkanın odasında tarihi toplantı gerçekleşir. Yattara sözleşmesi gereği 3.2 milyon avro serbest kalma ücreti alacak, ardından yeni bir kontratla kulübe tekrar kazandırılacak. Bu teklifi duyunca Yattara ve menajeri göz göze gelir ve ikisi de aynı anda tamam der. Şaşkınlıkları yüzünden okunur. Ardından imzalar atılır ve Yattara serbest kalır.

Saat 02:41
Tam bir saat 7 dakika boyunca Yattara'nın bonservisi aranır. Gergin geçen bekleyişin ardından odacı Dursun bonservisi bulur ve başkan bonservisi Yattara'ya verir. Yattara kapıdan çıkar ve geri gelir, bonsevisi elinde olan ve böyle kaliteli bir futbolcuyu kaçırmak istemeyen Trabzonsporlu yetkililer hemen transferi onaylarlar ve Yattara kendisini 2011 yılına kadar Trabzonsporlu yapan sözleşmeyi imzalar.

Saat 03:23
Olayın haberini alan bir grup Trabzonspor taraftarı, başkan ve yönetim kurulu lehine tezahuratlar yapar ve yakaladıkları dört kilo hamsiyi odacı Dursun'a emanet ederler.

Saat 04:15
Eli çabuk olan Dursun, bir çırpıda ızgara bulup hamsileri kızartır ve bu mükemmel plan doyasıya kutlanır.

Bombatransfer ekibi olarak bu müthiş haberi dünyada ilk defa yayınlamaktan gurur duyarız.

Devamı...

Kaptan da Gemiyi Terk Etti!


Galatasaray'da kriz bir türlü bitmek bilmiyor. İsmini açıklamak istemediğim ama kısaca U.U diyeceğim Galatasaray'ın genç yıldızı ile Fenerbahçe'de karşılaştım ve hiç beklemediğim bir haber aldım. Kesin kararını Cuma günü vereceğini açıklayan Hakan Şükür Galatasaray'dan ayrılmayı kafasına koymuş. Tüm takım arkadaşları ile tek tek helalleşen Hakan, kendisine yapılanların ayıp olduğunu ve Galatasaray'dan jübile istemeyeceğini bazı takım arkadaşlarına da belirtmiş. Galatasaraylıları üzecek haber bununla da bitmiyor. Takımın bir diğer kaptanı Hasan Şaş'da ayrılmayı ciddi anlamda düşündüğünü her fırsatta açıklıyor.

Galatasaray'ın sembol ismi Hakan Şükür'ün henüz tam kararını vermediği, fakat Amerika'dan gelen teklifi ciddi anlamda düşündüğü konuşuluyor. Beckham'ın yanı sıra, bir dönem oda arkadaşlığı yaptığı Abel Xavier ile oynamaktan gurur duyduğunu açıklayan Hakan birkaç güne imzayı atarak Amerika'ya uçabilir.

Hakan Şükür kimdir?
Yıl Kulüp Maç (gol)
1987-1988 Sakaryaspor 3 (0)
1988-1989 Sakaryaspor 9 (5)
1989-1990 Sakaryaspor 27 (5)
1990-1991 Bursaspor 27 (4)
1991-1992 Bursaspor 27 (7)
1992-1993 Galatasaray 30 (19)
1993-1994 Galatasaray 27 (16)
1994-1995 Galatasaray 33 (19)
1995-1996 Torino 5 (1)
1995-1996 Galatasaray 25 (16)
1996-1997 Galatasaray 32 (38)
1997-1998 Galatasaray 34 (32)
1998-1999 Galatasaray 33 (19)
1999-2000 Galatasaray 32 (14)
2000-2001 Inter Milan 24 (5)
2001-2002 Parma 15 (3)
2002-2003 Blackburn Rovers 9 (2)
2003-2004 Galatasaray 28 (12)
2004-2005 Galatasaray 33 (18)
2005-2006 Galatasaray 31 (10)
2006-2007 Galatasaray 26 (4)
2007-2008 Galatasaray 28 (11)
Devamı...

Galatasaray'da Büyük Şok

24 Mayıs 2008 tarihli yazımızda, Galatasaray'ın önümüzdeki sezonun omurgasını Rumen oyunculardan kuracağını belirtmiştik. Ancak yazının satır aralarında kalan bir engel, bütün planları alt üst etti ve Cimbom'u krizin eşiğine getirdi.

Haberimizde belirttiğimiz gibi Galatasaray'ın gündemine Ionut Lutu'dan önce Romanya'nın hocası Victor Piţurcă gelmiş, ancak bazı yöneticilerin bu imse muhalefet etmesi üzerine ibre Lutu'ya dönmüştü. Lutu'nun da kafasındaki kadronun kilit isimlerini birer birer belirlemesinin ardından Galatasaray'da önümüzdeki sezon için beklenti artmış, yüzler gülmeye başlamıştı. Ne var ki, bunu gururuna yediremeyen biri vardı arka planda: Victor Piţurcă! Oyuncularından Mutu ve Bratu'nun, kendisine tercih edilen Lutu'yla çalışacak olmasını sindiremeyen ve Lutu'nun başarısına engel olmaya çalışan Piţurcă, Euro 2008 öncesi şok bir kararla, Mutu'ya nazaran daha hassas bir yapıya sahip olan Florin Bratu'yu kadrodan çıkararak Cimbom'a darbeyi vurdu. Aylardır birlikte çalıştığı oyuncusunu yakından tanıyan teknik adam, Bratu'nun bu şoku kolay atlatamayacağının farkındaydı. Bu karar, Piţurcă'nın umduğundan da kuvvetli etki yarattı ve Bratu ani bir kararla futbola ara verdiğini açıkladı. Dün döndüğü Romanya'nın Bükreş kentinde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevaplayan Bratu, bu kararı vermenin zor olduğunu ancak bu şoku atlatmanın kolay olmayacağını ağlayarak açıkladı.

Gelişmeler bununla da sınırlı kalmadı. Bratu'nun şok kararıyla birlikte kafasındaki oyun sisteminin aksayacağını savunan Ionut Lutu, bunun ancak Romanya'nın diğer iki forvet, Daniel ve Marius Niculae kardeşleri alarak telafi edilebileceğini söyledi. Bunun üzerine genç teknik adama küfür eden yönetici Murat Yalçındağ, "Ulan zaten 12 tane yabancı aldırdın bize. 6+2 gibi bir sınır var. Hiç utanmıyor musun, it oğlu it?" deyince bu birliktelik başlamadan bitti. Daha önce imzalanan ön sözleşmenin karşılıklı yırtılıp karşı tarafın yüzüne fırlatıldığı, Başkan Adnan Polat'ın kendisine tam kapıdan çıkarken söylediği "Zaten futbolculuğun da beş para etmezdi." sözlerine çok bozulan Lutu'nun oyuncularını tek tek arayarak, "Ben Lutinho'ydum, HagiLutu derlerdi bana. Benim değerimi bilmeyen, sizinkini hiç bilmez, gitmeyin Galatasaray'a." dediği belirtildi. Böylece Dumitru Stingaciu, Marius Maldarasanu, Florin Bratu ve Adrian Mutu defterleri de açılmadan kapanmış oldu.
Devamı...

Beşi Bir Yerde

Gelecek sezon Avrupa'da büyük hedeflere yelken açmak isteyen Galatasaray, beş bombayı ardı ardına patlatmaya hazırlanıyor. Transferde şu ana kadar suskun kalan ve taraftarlarını endişelendiren Galatasaray yönetimi titizlikle çalışmalarını sürdürüyor. İşte sonuç aşamasındaki biri gizli beş transfer:
Peter Crouch Çıkarması

Hakan Şükür'ün 15 yıllık Galatasaray kariyerini sonlandırmasının ardından yıllardır süregelen oyun sisteminde sorun yaşamak istemeyen Galatasaray, Hakan'ın temsilciliğini yaptığı pivot santrfor akımının dünyadaki bir numarası olan Peter Crouch için Liverpool'a teklif götürüyor.

2.01 boyuna rağmen ayaklarına çok hakim, kıvrak bir oyuncu olan Peter Crouch geçtiğimiz günlerde "Yedek bırakıldığım yeter. Bu ligin en iyi oyuncusu benim. Yazıklar olsun Benitez'e, benim gibi sakin bir adama bile illallah dedirtti. Gideceğim ve yaptığım ilk robot dansını Rafa'ya adayacağım." diyerek sıkıntısını dünya aleme göstermişti. Bunun üzerine devreye giren yönetici Haldun Üstünel, önümüzdeki hafta takımın başına geçmesi düşünülen ve ileri uçta Bratu'dan vazgeçmeyeceğini daha önce açıklayan Lutu'yu da razı edip Crouch'la yakın temasa geçti. "Seni alırız, ancak bizim de bir şartımız olacak." diyen Üstünel'e, "Hiç fark etmez Ağabey. Ne isterseniz yaparım, yeter ki kurtarın beni bu çileden." diyen Crouch, Üstünel'in şartını bile dinlemeden ön sözleşmeye imza attı. Haldun Üstünel'in şartının, Crouch ile 10 yıllık sözleşme yapmak ve onu tıpkı Hakan Şükür gibi 37 yaşına kadar Galatasaray'da oynatmak olduğu iddia edildi.

Bu transferi bitirmek üzere yarın İngiltere'ye gidecek olan Haldun Üstünel - Adnan Sezgin ikilisine, pazarlık aşamasında Adnan Polat'ın da katılabileceği söyleniyor.

Kara İnci Emana

Crouch'un ardından orta alanda da dirençli bir futbolcu transfer etmek isteyen Galatasaray, rotayı eski göz ağrısı Achille Emana'ya çevirdi. 1982 doğumlu Kamerunlu oyuncunun transferi için Song'un devreye girmesi beklenirken, Song önce kendi sözleşmesinin uzatılmasını, aksi takdirde herhangi bir yardımda bulunmayı düşünmediğini söyleyince Song'la ipler koptu. Önümüzdeki günlerde Song'un takımdan resmen ayrılması ve Rus takımı CSKA Mosckova'ya imza atması bekleniyor.

Song'un zorluk çıkarması üzerine bu transfer için Saidou'yu görevlendiren Galatasaray, onun da tatilde olması ve futbolla ilgili hiçbir şey duymak istememesi üzerine mecburen eski başkanlardan Özhan Canaydın'ın Fransa'daki iş ortağı Haim Fresco'nun kapısını çaldı. Haim Fresco'nun devreye girmesiyle birlikte Emana'nın transferinde büyük aşama kaydedildiği, bonserviste kalan ufak pürüzün de önümüzdeki günlerde çözüleceği belirtildi.

Mehmet Batdal

Bucaspor'un devre arasında Altay'a kiraladığı Mehmet Batdal'ın, Bucaspor'daki misyonunu tamamladığını ve yeni dönemde daha büyük bir takıma transfer olmak istediğini açıklamasının ardında yatan gerçek ortaya çıktı. Galatasaray Menajeri Adnan Sezgin'in, sezon içerisindeki bir ümit milli takım kampında karşılaştığı Mehmet Batdal'a transfer teklifinde bulunduğu ve "Kimseye söz verme, sezon sonu için seni düşünüyoruz." dediği ortaya çıktı. Bunun üzerine Bucaspor Başkanı İsmail Çiftçi, "Mehmet'i yalnızca Galatasaray'a vermeyeceğiz. Onlar dışında herkes alabilir." dese de araya hatırlı kişilerin girmesiyle ortada buluşuldu ve 1 milyon dolar'a anlaşma gerçekleşti.

*Mehmet Batdal'ın kucağındaki bir zamanların fırtına futbolcusunu bilen okuyucularımıza, yakında çıkacak olan gazetemizin bir haftalık üyeliğini hediye edeceğiz.

Emrah Tuncel

Ligin en az gol yiyen takımı olunmasına rağmen özellikle Avrupa'da kaleci sıkıntısı yaşanınca İngiltere turuna çıkılmış ve Isaksson, Jääskeläinen, Al Habsi ve Sorensen gibi oyuncularla yapılan görüşmelerden sonuç alınamamıştı. Bunun üzerine rota Türkiye'ye çevrildi ve Malatyaspor'un genç kalecisi Erhan Tuncel'le kesin olarak anlaşma sağlandı. 1987 yılında Malatya'da doğup Battalgazispor'da yetiştikten sonra henüz 13 yaşındayken Malatyaspor'a gelen Emrah, PAF Takımı'nın kalesini korurken, idolü olan A Takım kalecisi Fevzi Tuncay'ın sakatlanması üzerine formayı kaptı ve bir daha da bırakmadı. Bir kez 19 yaş altı milli formayı da giyen Emrah'ın bu gururu, yanlışlıkla Emrah Tunçel adındaki bir oyuncuya yazıldığından resmi kayıtlara geçmedi.

Ve ismi sır gibi saklanan, şimdilik açıklayamayacağımız bir oyuncu daha...
Devamı...

Figo Gerçeği!

Son günlerde Türk basınında ortaya çıkan çeşitli dedikodular üzerine çok samimi dostum olan Figo'yu bizzat aradım ve muhitimde bir ocakbaşında ağırladım. İşte Portekizli efsane 7 numara Luis Figo'nun hiç bilinmeyen yönleri, Trabzonspor, Barcelona'dan Real Madrid'e gidişi ve dobra dobra bir çok açıklama..


Bu özel sohbetten önce çıkan haberi bir hatırlayalım.



Trabzonspor Figo'yu istemedi
Trabzonspor kulübüne, "2. 5 Milyon Euro'ya oynamaya hazırım" şeklinde faks geçen Portekizli yıldız futbolcu Luis Figo'nun yaşı nedeniyle transfer edilmediği ortaya çıktı. Genel Sayman Mahmut Aksu, günü kurtarmak yerine geleceğe yatırım yaptıklarını belirterek, "Figo'yu istesek, bu transfer hemen gerçekleşebilirdi" dedi.
FİGO'YA YAŞ ENGELİ
Gelecek sezon için kadrosunu genç ve gelecek vadeden futbolcular ile güçlendirmeye çalışan Trabzonspor'un, İnter Milan'la sözleşmesi bu yıl sona eren 36 yaşındaki Portekizli efsane futbolcu Luis Figo'yu yaşı nedeniyle transfer etmediği ortaya çıktı.
Dün akşam yerel bir televizyon kanalında yayınlanan spor programına katılan Trabzonspor Mali Saymanı Mahmut Aksu, sezonun sona ermesiyle birlikte Figo'nun menajerleri aracılığı ile kendilerine haber yolladığını belirterek, "Transfer çalışmalarına erken başladığımız için bir çok menajer bize futbolcu öneriyordu. Bir gün kulübe gelen faksta, Figo'nun menajerinin imzası
bulunuyordu. Menajeri, bonservisi elinde olan Figo'ya yıllık 4. 5 Milyon Euro
vermemiz halinde Trabzonspor'da oynayabileceğini söyledi. Biz de bu fiyatı çok yüksek bulduğumuz için '2. 5 Milyon Euro'ya oynarsa alalım' şeklinde cevap yazdık. Yaklaşık yarım saat sonra gelen cevap faksında, 'Ödeme şartlarını konuşalım' yazıyordu. Bunun üzerine hemen Başkan Sadri Şener ve Asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu ile temaslarda bulunduk.
Ancak, transfer politikamızı genç ve gelecek vadeden futbolcular üzerine kurduğumuz için bu transfer gerçekleşmedi. Eğer geleceğe yatırım yapmak yerine günü kurtarmayı tercih etseydik, bu transfer gerçekleşebilirdi. Figo'ya Katar'dan da teklifler vardı ancak o Avrupa'ya daha yakın diye Türkiye'yi seçmiş olabilir" dedi. Bu arada 2000 yılında UEFA tarafından Avrupa'da yılın futbolcusu, 2001 yılında ise FIFA tarafından dünyada yılın futbolcusu seçilen Figo'nun kariyerinde İspanya şampiyonluğu ve İtalya şampiyonluğunun yanı sıra Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, Süper Kupa ve Kıtalararası Şampiyonluk da bulunuyor.
Kaynak: DHA


İşte bu haber üstüne rakılarımızı tokuşturduk ve iki eski dost olarak sohbete başladık. Daha anlaşılabilir olduğu için size ses kayıdımız yerine kağıda dökümünü yazıyorum.


Öncelikle sıcağı sıcağına olduğu için haberden başlayalım. Bu işin aslı var mı?

Şimdi şöyle söyleyeyim. Ben zamanında çok büyük hatalar yaptım. Hayatımın takımı Barcelona'dan ayrıldım ve ezeli düşmanı Real Madrid'e utanmadan gittim. (Alkolün etkisiyle gözyaşları döküyor) Ben çok hain bir adamım, para için ruhumu sattım.

Yok abi öyle bir şey, iyisin sen ben bili..

Dur lafımı kesme, iyi miyi değilim ben. Gelelim şu transfer mevzusuna. Abi ben çocukluğmdan beri mavi tonlarıyla bordo tonlarına hastayım. Zaten Barça'ya bu yüzden aşığım. Ama abi üç kuruş para gözümü döndürdü. Renkleri sattım. Şimdi tekrar o renkleri üstüme geçirmek için neler vermezdim. Eski dostum Guardiola geçince Barça'nın başına umutlandım ve beni almasını, gerekirse hiç oynatmamasını ama o statta idmana bile çıkmanın bana yeteceğini söyledim. O da beni sever sağolsun, ancak kulübün buna izin vermesinin imkansız olduğunu söyledi. Haklılar tabi, benim gibi şerefsizi kim naapsın.. Ben de dayanamadım, dünya üzerinde bu renkleri taşıyan kulüp arayışına girdim abi. Ve kafamda üç kulüp belirledim. Aston Villa, West Ham United ve Trabzonspor. Üçüne de faks çektim, Aston Villa inanmadı bu devirde faksı kim çeker keklemeyin dedi, West Ham'da da mevzu çıkmış taraftarlar kulübün faks makinesini kırmış meşgul çaldı bir türlü düşmedi, ancak Trabzon'a ulaştı ve acayip bir ilgiyle cevap verdiler.

Ancak haberde yaş yüzünden olmadığını söylüyorlar

Abi yaş bahane anlatıyorum işte. Ben de hemen gizlice Trabzon'a geldim. Senin haberin vardı biliyorsun. Başkanla konuştuk, gurur duyacağını filan belirtti, Umut Bulut da 10 numarayı veririm n'olcak dedi, tam imzayı atacakken bunlara bir haber geldi, benim diğer kulüplere de faks çektiğim ortaya çıktı. Bunlar bir dellendi çözemedim, nedir yani dedim bir tek siz mi varsınız, sen misin bunu diyen. Beni dövmekten beter ettiler, tekme tokat attılar. Sonra seni aradım işte burdayım.

Demek Trabzon başka kimseye gitmeden direk gelmeni bekliyordu

Öyle abi heralde. Neden anlamadım. Sonra televizyonda açıklamalar filan hoş değil. Neticede bizdeki de renk aşkı, içimizden gelmiş, Trabzon'da hedefleri olan bir kulüp ama olmadı ne yapalım.

Peki bu gelişmelerden sonra başka bir takım aradın mı?

Aramaz olur muyum. Hazır ordayken birine sordum bu civarda başka nerelerin takımı bordo mavi diye, Zonguldakspor dediler hemen gittim oraya. Oradaki adamlar bana inanmadı abi, sen Figo'ya benziyosun diye sana para mı vereceğiz dediler. Figo'nun Zonguldak'ta ne işi var lan dediler. Oradaki yaşlı teyze de tokat attı bana. Benim kafam attı abi ben gelemem böyle şeylere.

Sana inanmıyorlar demek. Ünlü olmak zor tabi..

Abi inanır mısın annem demişti ünlü olma başına bela olur diye, oldu valla. Ünlü olmasam üstümde bordo mavi forma, Zonguldak için savaşacaktım. Kısmet değilmiş.


Bu açıklamalardan sonra bir süre sadece kendini rakıya adayan Figo'nun kurduğu cümleleri ben anlayamadım henüz. Çalışmalarım devam ediyor anladıkça açıklamaya devam edeceğim. Bombatransfer'i takip edin.
Devamı...

Tolga Seyhan Dosyası -2-



Tolga ile uzun süreli bir dostluğum vardır. Kendisi beni ağabeyi olarak görür ve bir dediğimi iki etmez. Yeteneği ve hırsı ile ön plana çıkan yıldız futbolcuyla Pazar günü Boğaz'da simit-ekmek yemek üzere sözleştik ve Tolga ile oldukça keyifli bir sohbete başladık.

Ukrayna'da günlerin nasıl geçiyordu?

Bildiğin gibi ağabey, ben gece hayatı olmayan bir insanım. Genelde Türkiye Liglerini takip ediyor ve kız arkadaşımı yemeğe çıkartıyordum. Elbette antremanları da hiç aksatmıyordum.

Bir türlü forma şansı bulamamanı neye bağlıyorsun?

Şanssızlık. Takıma transfer olduğumda, benim pozisyonum için büyük bir rekabet olduğunu gördüm ve Lucescu'nun beni forvet hattında görevlendirmek istediğini belirtti. Benim oynayacağım pozisyon belli, bu yüzden de kesinlikle taviz vermedim ve yedek bekledim.

Benim bildiğim Tolga kesinlikle yedek kalmayı kabul edemez...

Ağabey orada sahipsizdim. Takımda hiçbir arkadaşım yoktu ve mutsuzdum. Bu yüzden hocamız bana görev vermemiş olabilir. Fakat ben her gün geri dönecekmiş gibi hazırlığımı yapıyordum.

Daha sonra olaylı bir Galatasaray macerası...

Galatasaray'da 5 maçta forma giydim ve kendime geldiğimi hissettim. Takım olarak müthiş bir uyum içerisindeydik. Oradaki atmosferi kesinlikle unutamam.

Sana 5 sezon daha kiralık oynaman için Galatasaray'dan teklif gelmişti. Bu teklifi neden kabul etmedin?

(Tolga burada simidinden bir parça alıyor ve bir süre boğazı seyrediyor.) Galatasaray çok büyük bir camia. Elbette çok büyük keyif aldım ve müthiş arkadaşlıklar kurdum. Fakat bir maç bana tribünden küfür edildi. Ben bunu içime sindiremedim. Elbette bunu tüm Galatasaray taraftarına mal etmemek gerekir, fakat bize böyle küfür edilmesi çok yanlış. Ben o maçta belli etmemeye çalıştım, ama moralim çok bozuldu ve dönmeyi kafaya koydum. Sonuç olarak biz ekmeğimizi futboldan kazanıyoruz.

Sürekli Gerets ile bir sorunun olduğu basına yansımıştı?

Gerets çok iyi bir hocaydı fakat kadro kurmak konusunda yetersizdi. Beklediğimden az forma şansı buldum Galatasaray'da. Çoğu arkadaşım benim forma giyemememi şaşkınlıkla karşılıyordu, hatta Hakan Şükür ağabey bunun için hocayla konuşmaya gitmişti. Ama kendisiyle bir sorunum yoktu. Ben ne zaman görev verilirse takım için savaşan bir oyuncuyum.

Daha sonra Trabzon'a geri döndün...

Trabzon'da çok mutluyum ve Milli Takım'a kadar yükseldim. Ben nazara inanan bir insanım ağabey, o yüzden bu konuda fazla konuşmak istemiyorum. Tek diyebileceğim, Tolga'yı asıl şimdi izlemeye başlayacak futbolseverler.

Pekala, çok önemli maçlara çıktın gerek yurt içinde gerek yurt dışında. Unutamadığın bir maç var mı?

Yok.

Rusya'da oynanan Şampiyonlar Ligi finalini izlemeye gittin. Bize maçı yorumlayabilir misin?

Rusya futbolda yükselen bir değer ve birkaç sene içinde çok büyük başarılar kazanacaklarına inanıyorum.

Hayranlarına bir mesajın var mı?

EURO2008'de çok başarılı olacağımıza inanıyorum. Fatik Hoca ile birlikte kupayı almak için mücadele edeceğiz. 7'den 70'e tüm Türkiye'nin bize destek olması bize gurur veriyor.

Bu keyifli sohbetin ardından teknemizi sahile yanaştırdık ve Tolga'yı Milli Takım kampına yolcu ettim. Böyle yeteneklerin olması, Türk futbolu için artı değerdir fakat 3 büyük kulübümüz bu yetenekleri kullanmayı şimdilik beceremiyor.
Devamı...

Açıklıyoruz!


MESSI

"Bin Yılın Transferi" başlıklı ön haberimizden sonra blogumuz telefon ve mail bombardımanına tutuldu, okuyucularımız kusura bakmasın açıklayamazdık. Bugünü beklemek gerekiyordu bu olağanüstü durumu anlatmak için. Ve sıkı durun, şimdi açıklıyoruz. Bombatransfer'in bu haberiyle ortalık karışacak, futbol dünyasında dengeler alt üst olacak, iddia ediyoruz. Türk futbolunun iki dev takımı, iki ezeli rakibi bu kez bir transfer için karşı karşıya geliyor diyeceğimizi sananlar yanılıyor, o zaten hep oluyor. İki dev, bu kez Türk futbolu için birlikte hareket etme kararı aldı.Yanlış duymadınız, Galatasaray ve Fenerbahçe bir transfer için anlaşmalı bir operasyon yürütüyor.

İki hafta önceki Türkiye Kupası finalinin beklenen ölçüde ses getirmemesi üzerine düşüncelere dalan, Türk futbolunu kalkındırmak ve Avrupa'nın ilgisini bu yöne çekebilmek için çareler düşünen Federasyon Başkanı Hasan Doğan; üç büyük kulübün başkanları Adnan Polat, Aziz Yıldırım ve Yıldırım Demirören'i Ulus'taki villasında ağırlayarak fikir alışverişinde bulundu. Yalnızca Türkiye'nin değil, dünya futbolunun seyrini değiştirecek fikir ise görüşmeye görüntülü telefonla katılan Galatasaray Asbaşkanı Yiğit Şardan'dan geldi. Kendisi de bir marka yöneticisi olan Şardan, çarenin Türkiye Ligi'nin marka değerini yükseltmekte olduğunu, bunun da büyük futbolcuları ligimize kazandırarak yapılabileceğini anlattı. Bu fikir ilk başta kimseye pek bir şey ifade etmedi, ilk muhalefet eden de geçtiğimiz günlerde Yiğit Şardan'ın üstüne yürüyen Aziz Yıldırım oldu. Topluluğa "Altı yabancıyla nereye kadar?" sorusunu yönelten Aziz Yıldırım, cümlesini tamamlamaya fırsat bulamadan susturuldu ve asıl problem gündeme geldi: Ekonomik şartlar.

Bu durumda bir şey değiştirmek olanaksızdı. Fakat yine Yiğit Şardan sazı eline aldı ve müthiş bir fikirle herkesin gözlerinin parlamasına neden oldu. Yiğit Şardan önce sordu: "Dünyanın en büyük futbolcusu kim?" Bu soruya Polat ve Demirören, Cristiano Ronaldo; Yıldırım ve Doğan ise Lionel Messi cevabını verince atılan yazı-tura sonucunda Messi'de karar kılındı. Konuşma sırası yine Yiğit Şardan'daydı: "Arkadaşlar, gönül isterdi ki planım üç büyük kulübümüz birlikte hareket ederek gerçekleşebilsin, ancak projemiz yalnızca iki kulübü içinde bulundurabiliyor. Bu nedenle tavla turnuvası yapacağız. Herkes birbiriyle oynayacak, birinci ve ikinciyi belirlerken gerekirse averaj hesabı yapılacak." Başkanlar şaşkındı. Ancak söyleneni yapıp zarları atmaya başladılar. İki oyunu da kazanan Yıldırım Demirören turnuvanın birincisi, Aziz Yıldırım'ı yenen Adnan Polat da ikinci oldu. Takımların belirlenmesi üzerine Yiğit Şardan ağzından baklayı çıkardı: "İki kulüp birleşip Messi'ye gireceğiz." Başkanlar iyice afallamıştı. "Nasıl olacak o?" dedi Yıldırım Başkan. Şöyle olacak, dedi Yiğit Şardan, iki kulübün tüm imkânlarını seferber edip Messi'yi ligimize kazandıracağız; ardından iki kulüpten ilk olarak hangisinde oynayacağını belirlemek için bir maç yapacağız. Demirören çark etti, Messi'ye verecek parası olmadığını, Mehmet Topuz için tekliflerini 35 milyon euro'ya çıkardıklarını belirtti ve hakkını Aziz Yıldırım'a verdi. Yıldırım ve Polat, yaklaşık 20 dakika süren bir görüşme sonucunda her konuda anlaştı ve transfer çalışmalarına başlandı.

Karara göre, Messi Türkiye'ye geldiğinde "Messi Kupası" adı altında özel bir karşılaşma yapılacak ve kazanan takım Messi'yi ligin ilk devresinde oynatma hakkına sahip olacak. Messi iki devre iki ayrı takımda oynayacak. Mücadelede eşitlik bozulmazsa uzatmalara geçilecek, uzatmalardan da sonuç çıkmadığı takdirde Messi iki takım formasıyla 5'er penaltı atacak. Eşitlik yine de bozulmazsa kazanan çıkmayacak ve Messi bütün bir sezonu Göztepe'de geçirecek. Hasan Doğan'ın bu fikriyle Göztepe'nin bir an önce yükselip lige renk katmasının amaçlandığı bildirildi.

Bu transferin önündeki tek engel, şimdilik Messi ve Barcelona Başkanı Juan Laporta'nın transfere sıcak bakmaması. Ancak kurulacak temaslarla ikilinin razı edileceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Devamı...

İmparator Kongo Yolunda!



Euro 2008'den sonra milli takımı bırakacağını açıklayan Fatih Terim'in yeni takımı Kongo olacak. Son birkaç gündür basında dolaşan Chelsea ve Yunanistan'da bir takım iddialarının gerçek dışı olduğunu bombatransfer ekibi ayrıcalığıyla duyurmaktan gurur duyuyoruz. İşte bu müthiş transferin perde arkası.


Önce Hoca İstedi
Hatırlarsanız Uruguay maçından önce Fatih Terim kupadan sonra milli takımı bırakacağını açıklamıştı. Fatih Terim'in yakın çevresinden aldığımız bilgiye göre imparatorun artık bu kıtalarda sıkıldığı, yeni ve hedefleri olan bir ülkeye gitmek istediğini kurmaylarına belirtti.


Lukunku Devreye Girdi
Galatasaray'da görev yaptığı sırada takıma katılan ,2003-2004 sezonunda maç başına 1 gol ortalamasıyla büyük bir başarıya imza atıp taraftarların gönlünde taht kuran Ali Lukunku, Kongo Cumhurbaşkanı Denis Sassou N'guesso'yu arayarak İmparator hakkında olumlu görüş belirtti.


Nonda da Onayladı
Lukunku'yu çok sevmesine rağmen bir görüş daha almak isteyen N'guesso, Galatasaray'da forma giyen bir başka Kongolu Shabani Nonda'yı arayıp Fatih Terim'i sordu. Nonda da tamam deyince bu müthiş transferin gerçekleşmesinin önünde hiçbir engel kalmadı.


Ökkeş Polat Bitirdi
Fatih Terim'in sağ kolu olan, UEFA Kupası kupa töreninde bile fotoğraf karelerinde yer alan Ökkeş Polat, THY'nin tarifeli uçağıyla üç aktarma sonucu Kongo'ya giderek sıkı bir pazarlığın ardından el sıkıştı.


Büyük Hedefler
Fatih Terim önderliğinde muhteşem bir kadro kurmayı planlayan Kongo, ülkede yabancıların milli takımda oynayabilmesi yolunu açan yasanın çıkarmasıyla beraber kesenin ağzını açtı. N'guesso'nun yıldırım emriyle 88 kişilik bir ekip dünyanın dört bir yanına dağılarak gelecek vaadeden ve kendi ülkesinde milli formayı henüz giymemiş yeteneklere yöneldi. Özellikle Arjantin ve Brezilya'dan beş futbolcunun Kongo'yla her konuda anlaşmaya vardığı sızan haberler arasında. Ayrıca Fatih Terim'in Emre Güngör'ü kadroda olmasına rağmen oynatmayarak Kongo'ya beraber götüreceği planı da çok gizli kaynaklarımız tarafından onaylandı. Böylece Kongo, Güney Afrika'da düzenlenecek 2010 Dünya Kupası'nda kupayı kendi kıtasında almak için her şeyi yapacak.
Devamı...

Tolga Seyhan Dosyası



bombatransfer ekibi olarak Tolga Seyhan ile çok özel bir sohbet yaptık. Ukrayna'ya alışabildi mi? Alıştıysa neden Türkiye'ye kiralık olarak döndü? Gerets ile arasında geçenler, Galatasaray'a olaylı transferi, Milli Takım serüveni, unutamadığı maçlar, Rusya'nın sıcak denizlere inme isteği ve daha birçok özel konu bu sohbette! Bizi takip etmeye devam edin.
Devamı...

Sawyer Real'de

Bu yıl transfer piyasası hiç olmadığı kadar hareketli. Real Madrid'in son bombası ise hayli ses getireceğe benzer. İspanya La Liga'da sezonu şampiyonlukla kapatan Real Madrid'de teknik direktör Bernd Schuster, takımın minik takviyelere ihtiyacı olduğunu Başkan Roman Calderon'la paylaşmıştı. Eski Başkan Florentino Perez'in kulüpten ayrılmasının ardından "her sene bir yıldız" politikasını sonlandırıp takımın ihtiyaçları doğrultusunda transferler yapmaya ağırlık veren Real'in son transferi ise, kafalarda eski günlere geri mi dönülüyor sorusunu yarattı.

Her şey kulübün sportif direktörü Pedja Mijatovic'in sağ kanatta artık yaşı bir hayli ilerleyen Salgado'nun yetersiz kaldığını söylemesiyle başladı. Hemen bir dizi toplantı düzenlenip Salgado'nun yerine alınacak isim belirlenmeye çalışıldı ve tüm dünyayı kasıp kavuran Lost dizisinden tanıdığımız Sawyer'ın ismi ön plana çıktı. Dünyanın en iyi sağ kanat savunmacılarından biri olarak gösterilen Portolu Bosingwa gündeme gelen bir diğer isimdi ancak özellikle Başkan Calderon'un onu Real Madrid markası için fazla çirkin bulduğu, forma satışlarının patlayacağı ve milyonlarca kadının Real Madrid'e gönül vereceği düşüncesiyle Sawyer'ı tercih ederek bu transferi bir an önce bitirmek için kolları sıvadığı kaydedildi. Dün öğle saatlerinde Oceanic Havayolları'na ait 1642 sefer sayılı tarifeli uçakla Lost Adası'na gidip Sawyer'a bizzat teklifte bulunan Calderon, ilk olarak bir süre B takım Real Madrid Castilla'da denenmesini isteyince "Son of a bitch" cevabını aldı ancak bu isteğinde geri adım atınca, büyük vaatlerinin de etkisiyle kısa sürede Sawyer'ı ikna etmeyi başardı. Anlaşmaya göre Sawyer yılda 4 milyon 815 bin euro alacak ve Beckham'dan boşalan 23 numarayı giyecek.

Bu transferin önündeki tek engel, şimdilik Sawyer'ı bırakmaya yanaşmayan Benjamin Linus olarak gözüküyor.
Devamı...

Bin Yılın Transferi

Dünya futbolu çalkalanacak, biliyoruz. Transfer borsasında yepyeni bir sayfa açılacak, iddia ediyoruz. Sıkı durun, yarın açıklıyoruz.
Devamı...

Arif Çoban Kayıp!


Eflatunlarla faks yoluyla sözleşmeyi imzalayan Arif Çoban'a ulaşılamıyor. Saat 14:00 de özel otomobiliyle Yalova'dan Topçular'a İDO ile gelen Arif'ten daha sonra haber alınamadı. Eyüpspor yetkilileri polise haber verdi. Bu transferi canlı olarak görüntülemek isteyen dünyanın dört bir yanındaki basın mensupları ise bu şok gelişme karşısında ne yapacağını şaşırdı.


Akşam saatlerinde İstanbul Emniyeti'nden şöyle bir açıklama geldi:

"Adı geçen Arif Çoban isimli şahıs İstanbul vilayeti sınırları içinde mevcut değildir."


Bu açıklamanın ardından Arif Çoban'ın teyzesi bayılma tehlikesi geçirdi. Eyüpsporlu taraftarlar ise Arif'in ezeli rakipleri Üsküdarsporlu taraftarlar tarafından kaçırılarak işkenceye tabii tutulduğunu savundular ve Üsküdar aleyhine tezahuratlar yaptılar. Bu arada bir kısım taraftarın Eyüp Sultan Camii'nde Arif'in bulunması için tavuk kestiği haberi alındı.


Arif Çoban hakkında bir gelişme olursa dünyaya ilk kez bu blogda duyurulacak. O yüzden bizden ayrılmayın.


Ve eğer Arif Çoban, bu yazıyı okuyorsan dön artık, ailen ve arkadaşların perişan.

Devamı...

Renkleri Karıştırdılar, Transfer Yattı


Frank Lampard ve Didier Drogba'nın Sakarya hayali bir yanlışlık sonrası suya düştü! "Inter Değil Sakaryaspor!" başlığıyla manşetten girdiğimiz haber, kısa sürede dünya basınını sarsmış, ünlü gazetelerdeki spor müdürlerinin istifaları ardı arkasına gelmişti. Ajanslar yıkılmış, sporseverler Chelsea idman tesislerine akın etmişlerdi. Ve işte olay yaratan açıklamadaki yanlışlık ortaya çıkınca Sakaryaspor transferden vazgeçti.


Önceki haberimizde gördüğünüz gibi Lampard'ın menajeri kulübün renklerini mavi-siyah olarak açıklamıştı ve bu kulübün Sakaryaspor olduğu ortaya çıkmıştı. Kulübünün renklerinin daha ne olduğunun bilinmemesi Sakaryaspor kafilesini çılgına döndürdü. Londra'da Steve's Tea House'da çaylar içilmiş, tam el sıkışılacakken yapılan bu hatanın farkına varılması sinirleri alt üst etti. Hemen başkan Recep Hacıeyüpoğlu'nu ankesörlü telefondan arayan yöneticiler, başkanın "Toparlanın Gelin" talimatıyla hemen Sakarya'ya döndü.


Bu gelişmelerin ardından evinde terör estiren Lampard, 37 Ekran televizyonunu camdan aşağı attı. Lampard menajerini arayıp "Nasıl böyle bir hata yaparsın? Aklın neredeydi? Yeşil yerine nasıl mavi dersin?" diye bağırıp çağırdı. Aslen Kongolu olan ve ismi sır gibi saklanan menajer kendini şöyle savundu: "Benim anadilimde mavi ve yeşil birbirine çok yakın kelimeler. Karıştırmışım, Allah benim belamı versin." Bu konuşmadan sonra duygulanan Lampard menajerinden özür diledi ve Didier Drogba'yı da arayıp pub'da bir bira ısmarlayacağının sinyallerini verdi.

Devamı...

Uğur Boral'a Kanca!



Fenerbahçe'de başarılı bir sezon geçiren yıldız futbolcuya İspanya'dan teklif yağıyor. Sevilla ve Zaragoza'nın yanısıra Uğur'u kadrosuna dahil etmek için çalışan ve her türlü engeli aşmaya kararlı gözüken Osasuna bu transferi her an bitirebilir. Ender gelişen Osasuna ataklarında kanatlardan etkili olamayan Osasuna, Uğur Boral ile bu açığı kapatmayı kafasına koymuş. Uğur'un bir diğer artısı ise ana dili gibi İtalyanca konuşması. Takımda İtalyan olmamasına rağmen Javier Aguirre, yabancı dil bilmenin önemine dikkat çekti ve transfere onay verdiğini açıkladı.
Devamı...